Koskoca Freud masamıza teşrif etmiş az şey mi? Sofrada yapılan kötü şakalar ve anlatılan tuhaf rüyaların ardından daha fazla ayıp etmeden kendi sohbetimize geçtik. Eksik olmasın bizim klişe mevzularımıza yorumlarını esirgemedi. Buyurun gecenin özetine…

 

N’olacak bu memleketin hali?

“Nevrotik kişiler hastalıklarından sürekli şikayet edip dururlar;  ancak, hastalıklarının tadını çıkartmaktan da geri kalmazlar. Hadi gelin sizi bu hastalıktan kurtaralım denildiğinde ise, tıpkı dişi bir aslanın yavrusunu koruması gibi kendilerini korurlar.”

 

Çok sevdik be abi

“Tüm kalbimle şuna inanmaktan kendimi alamıyorum. Birkaç istisna  dışında, sevgili insan kardeşlerim beş para etmez, değersiz varlıklardır.”

 

Benim de Kürt arkadaşlarım var

“İnsanlar inandıkları şekilde yaşamadıklarına inanmazlar.”

 

İstifa edip güneye yerleşeceğim

“İd nereye giderse ego da onun peşindedir.”

 

Biz de Selanik göçmeniyiz

Her insan gördüğü rüyanın tabiridir.

 

Avrupa’da böyle değil hiçbir şey

“Adalet yerini bulsun da, isterse tüm dünya yerle bir olsun.”

 

Anlıyorum ama konuşamıyorum

“Yapamıyorsan, vazgeç!”

 

Bunlar hep Amerika’nın oyunu

“Hiçbir erkek birlikte olmak istemeyeceği bir kızla yakın arkadaş olmak istemez.”

 

Ara çayı kalır mısın?

“Dil sürçmesi yoktur; bilinç altında saklanılan bir gerçeğin, bilinçsiz bir anda ağızdan kaçırılması vardır.”

 

Hadi bi’ selfie

“Bu ırk için psikanalizin yapabileceği hiçbir şey yok.”